Mart 2, 2026

Belirsiz süreli iş sözleşmesi, taraflar arasında belirli bir bitiş tarihi öngörülmeden kurulan iş sözleşmesidir. Türk iş hukukunda asıl olan sözleşme türü belirsiz süreli sözleşmedir. Bu sözleşme, hem işçi hem de işveren tarafından belirli kurallara uyularak feshedilebilir. Ancak fesih işlemi keyfi yapılamaz; kanunda öngörülen usul ve esaslara uygun olmalıdır. 2026 yılı itibarıyla belirsiz süreli iş sözleşmesinin […]

...

İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, işçi ile işveren arasında doğan birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce başvurulması gereken alternatif çözüm yoludur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; işe iade talepleri, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları gibi işçilik alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu başvuru yapılmadan açılan davalar usulden reddedilir. […]

...

İş kazası, işçinin işyerinde veya işin yürütümü sırasında uğradığı ve bedensel ya da ruhsal zarara yol açan olaydır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre iş kazası sayılan durumlarda, işçinin hem Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde hakları doğar hem de işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma imkânı bulunur. 2026 yılı […]

...

Haksız işten çıkarma, işverenin iş sözleşmesini hukuka aykırı şekilde sona erdirmesi anlamına gelir. İş Kanunu’na göre işveren, belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederken geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. Aksi halde fesih geçersiz sayılabilir ve çalışan çeşitli haklara sahip olur. 2026 yılı itibarıyla iş hukuku uygulamasında zorunlu arabuluculuk süreci ve işe iade mekanizması önemli rol oynamaktadır. Bu […]

...

Kıdem tazminatı, işçinin aynı işverene bağlı olarak belirli bir süre çalışmasının ardından kanunda öngörülen şartlarla iş sözleşmesinin sona ermesi halinde hak kazandığı bir tazminat türüdür. Türkiye’de kıdem tazminatı esas olarak 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre düzenlenmektedir. 2026 yılı itibarıyla uygulama devam etmekte olup, kıdem tazminatı hesaplamasında belirli formüller ve tavan sınırlamaları bulunmaktadır. Bu […]

...

İşe iade davası, iş güvencesi kapsamında iş sözleşmesi geçerli bir neden olmaksızın feshedilen işçinin, işe geri dönme talebiyle açtığı davadır. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre belirli şartları taşıyan işçiler, işveren tarafından yapılan feshe karşı işe iade talebinde bulunabilir. Bu dava, iş hukukunda işçinin korunması ilkesinin en önemli yansımalarından biridir. 2026 yılı itibarıyla işe iade davalarında […]

...

İcra dosyası, alacaklının başlattığı icra takibi sonucunda açılan ve borç tahsil edilinceye kadar açık kalan resmi dosyadır. Borcun tamamen ödenmesi, feragat edilmesi veya yasal sebeplerle takibin sona ermesi halinde dosya kapatılır. Ancak uygulamada borcun ödenmiş olmasına rağmen dosyanın açık kalması, masraf ve faiz hesaplaması nedeniyle uyuşmazlık yaşanması sık karşılaşılan durumlardandır. Bu yazıda icra dosyasının nasıl […]

...

Maaş haczi, borçlunun düzenli gelirine yönelik uygulanan cebri icra işlemlerinden biridir. İcra ve İflas Kanunu’na göre borçlunun maaşı tamamen haczedilemez; belirli oranlarla sınırlıdır. Bu sınırlamanın temel amacı, borçlunun ve ailesinin asgari geçim koşullarının korunmasıdır. 2026 yılı itibarıyla maaş haczi uygulamaları hem özel hukuk borçlarında hem de kamu alacaklarında belirli kurallara tabidir. Bu yazıda maaş haczi […]

...

İcra takibine itiraz, borçluya gönderilen ödeme emrine karşı kanunda öngörülen süre içinde yapılan hukuki başvurudur. İlamsız icra takibinde borçlunun en temel hakkı itirazdır. Süresi içinde yapılan itiraz, takibi durdurur ve alacaklının mahkemeye başvurmasını gerektirir. Bu nedenle itiraz süreci hem alacaklı hem de borçlu açısından kritik öneme sahiptir. İcra takibi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu […]

...

İlamlı icra takibi, alacaklının elinde kesinleşmiş veya icra edilebilir nitelikte bir mahkeme kararı (ilam) bulunması halinde başvurulan cebri icra yoludur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre, mahkeme kararları devlet gücüyle yerine getirilebilir. Ancak borçlu karara rağmen yükümlülüğünü yerine getirmezse, kararın icraya konulması gerekir. İlamlı icra takibi, ilamsız takibe göre daha güçlü bir hukuki zemine […]

...